3- Türk Hukukunda Ortak Velayet Mümkün mü?

boşanma ve ortak velayet

3- Türk Hukukunda Ortak Velayet Mümkün mü?

Velayet Davaları Rehberi Bölüm 3

Türk Medeni Kanunu, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 18. Maddesi ve Güncel Yargı Uygulaması Çerçevesinde İnceleme

Boşanma veya ayrılık sürecinde ebeveynlerin en çok merak ettiği konulardan biri, çocuğun velayetinin her iki ebeveyn tarafından birlikte kullanılmasının mümkün olup olmadığıdır. Özellikle son yıllarda “ortak velayet” kavramı hem yargı kararlarında hem de akademik çalışmalarda daha sık gündeme gelmektedir. Bununla birlikte, Türk hukukunda ortak velayetin kapsamı ve uygulanma koşulları konusunda kamuoyunda çeşitli yanlış anlaşılmalar bulunmaktadır.

Ortak velayet, çocuğun velayetine ilişkin hak ve yükümlülüklerin anne ve baba tarafından birlikte kullanılmasını ifade eder. Bu modelde ebeveynlerden biri velayet hakkını tek başına kullanmaz; çocuğun eğitimi, sağlığı, yerleşim yeri ve geleceğini ilgilendiren temel kararlar anne ve baba tarafından birlikte alınır. Ancak ortak velayet, çocuğun zamanını eşit şekilde iki evde geçirmesi anlamına gelmediği gibi, nafaka veya kişisel ilişki konularını da kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Türk hukukunda ortak velayet uzun yıllar boyunca yalnızca evlilik birliği devam ettiği sürece mümkün kabul edilmiş, boşanma sonrasında ise velayetin anne veya babadan yalnızca birine bırakılacağı yönünde uygulama benimsenmiştir. Bununla birlikte, uluslararası sözleşmelerin iç hukuka etkisi, yüksek yargı kararları ve değişen aile hukuku anlayışı doğrultusunda bu yaklaşım zaman içerisinde önemli ölçüde değişmiştir.

Bugün gelinen noktada, Türk hukukunda ortak velayet belirli koşullar altında mümkündür. Ancak ortak velayet, boşanan her anne ve babaya otomatik olarak tanınan bir hak değildir. Aile mahkemesi her somut olayda çocuğun üstün yararını esas alarak değerlendirme yapmakta; ebeveynlerin iletişim kurabilme becerileri, ortak karar alma iradeleri ve çocuğun ihtiyaçları birlikte incelenmektedir.


Ortak Velayet Nedir?

Ortak velayet, anne ve babanın çocuk üzerindeki velayet hakkını birlikte kullanmaya devam ettiği hukuki modeldir. Bu sistemde ebeveynlerden biri diğerine üstün konumda değildir. Çocuğun eğitimine, sağlık hizmetlerine, yerleşim yerine, yurt dışına çıkışına ve geleceğini etkileyen önemli kararlara ilişkin sorumluluklar birlikte yerine getirilir.

Bununla birlikte ortak velayet, çocuğun mutlaka dönüşümlü olarak anne ve babanın yanında yaşaması gerektiği anlamına gelmez. Uygulamada çocuk çoğunlukla ebeveynlerden biriyle birlikte yaşamaya devam ederken, velayete ilişkin temel kararlar ortak şekilde alınabilmektedir. Bu nedenle ortak velayet ile kişisel ilişki kurulması veya dönüşümlü yaşam düzeni birbirinden farklı hukuki kavramlardır.

Ortak velayetin temel amacı, boşanma sonrasında da anne ve babanın çocuk üzerindeki ebeveynlik sorumluluğunu birlikte sürdürmesini sağlamak ve çocuğun her iki ebeveyniyle olan bağını korumaktır.


Türk Hukukunda Ortak Velayetin Gelişimi

Türk Medeni Kanunu’nun hazırlanış sürecinde hâkim olan anlayış, boşanma sonrasında velayetin yalnızca anne veya babadan birine bırakılması yönündeydi. Bu nedenle uygulamada uzun yıllar boyunca ortak velayet kararlarına rastlanmamıştır.

Ancak aile hukukuna ilişkin uluslararası gelişmeler, çocuğun üstün yararı ilkesinin giderek daha fazla önem kazanması ve ebeveynlerin ortak sorumluluğunu esas alan modern hukuk anlayışı, Türk hukukundaki uygulamayı da etkilemiştir.

Özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda aile hukukuna ilişkin değerlendirmelerde çocuğun her iki ebeveyniyle olan ilişkisinin korunması ön plana çıkmıştır. Bu gelişmeler sonucunda yüksek yargı kararlarında ortak velayetin hukuken mümkün olabileceği kabul edilmeye başlanmıştır.

Bugün uygulamada ortak velayet, kanundan doğan otomatik bir sonuç olarak değil; somut olayın özellikleri ve çocuğun üstün yararı dikkate alınarak değerlendirilen bir hukuki kurum niteliği taşımaktadır.


Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 18. Maddesi ve Ortak Velayet

Ortak velayet tartışmalarında en önemli uluslararası hukuki dayanaklardan biri, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 18. maddesidir.

Söz konusu maddeye göre, çocuğun yetiştirilmesi ve gelişiminin sağlanmasında anne ve babanın ortak sorumluluğa sahip olduğu kabul edilmektedir. Devletlerin de ebeveynlerin bu sorumluluğu yerine getirebilmeleri için gerekli desteği sağlamaları öngörülmektedir.

Bu düzenleme, velayetin anne veya babadan yalnızca birine ait bir hak olarak değil; çocuğun üstün yararı doğrultusunda yerine getirilmesi gereken ortak bir ebeveynlik sorumluluğu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Ancak Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 18. maddesi, boşanma hâlinde her durumda ortak velayetin zorunlu olarak uygulanacağını düzenlememektedir. Maddenin temel amacı, anne ve babanın çocuk üzerindeki ortak sorumluluğunu vurgulamak ve çocuğun her iki ebeveyniyle olan ilişkisinin korunmasını teşvik etmektir.

Bu nedenle Türk hukukunda ortak velayet değerlendirilirken yalnızca uluslararası sözleşme hükümleri değil; Türk Medeni Kanunu, yüksek yargı içtihatları ve en önemlisi çocuğun üstün yararı ilkesi birlikte dikkate alınmaktadır. Ortak velayetin kabul edilip edilmeyeceği her somut olayın özelliklerine göre aile mahkemesi tarafından ayrı ayrı değerlendirilir. Böylece hem ebeveynlerin hakları hem de çocuğun güvenliği, gelişimi ve refahı arasında adil bir denge kurulması amaçlanmaktadır.


Türk Medeni Kanunu Bakımından Ortak Velayet

Türk Medeni Kanunu’nda “ortak velayet” kavramı boşanma sonrasında açıkça düzenlenmiş değildir. Kanun’un velayete ilişkin hükümlerinde, evlilik birliği devam ettiği sürece anne ve babanın velayet hakkını birlikte kullanacağı kabul edilmektedir. Boşanma hâlinde ise velayetin hangi ebeveyne bırakılacağına aile mahkemesi karar verir.

Bu durum, uzun yıllar boyunca boşanmadan sonra ortak velayetin mümkün olmadığı şeklinde yorumlanmıştır. Ancak kanunda ortak velayeti açıkça yasaklayan bir hükmün bulunmaması, uluslararası sözleşmelerin iç hukuktaki yeri ve yüksek yargı kararları doğrultusunda bu yaklaşım zamanla değişmiştir.

Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınmaktadır. Bu anayasal düzenleme, ortak velayet konusunda uluslararası sözleşmelerin ve özellikle çocuğun üstün yararını esas alan düzenlemelerin Türk hukukundaki önemini artırmıştır.

Günümüzde aile mahkemeleri, ortak velayet taleplerini değerlendirirken yalnızca Türk Medeni Kanunu hükümlerini değil, Anayasa’yı, uluslararası sözleşmeleri ve yerleşik yargı içtihatlarını birlikte dikkate almaktadır.


Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Ortak Velayet

Türk hukukunda ortak velayetin uygulanabilirliğine ilişkin dönüşümde yüksek yargı kararlarının önemli etkisi bulunmaktadır.

Yargıtay, özellikle son yıllarda verdiği kararlarda, ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Böylece, boşanma sonrasında ortak velayet kararı verilmesinin hukuken mümkün olabileceği kabul edilmiş; ancak bunun her somut olayda çocuğun üstün yararı çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Anayasa Mahkemesi de aile hayatına saygı hakkını değerlendirirken, devletin yalnızca ebeveynlerin haklarını değil, çocuğun üstün yararını da gözetmekle yükümlü olduğunu belirtmektedir. Mahkemeye göre velayet ve kişisel ilişki kararlarında amaç, ebeveynlerden birini üstün kılmak değil, çocuğun her iki ebeveyniyle sağlıklı ilişki kurabilmesini mümkün olduğunca koruyabilmektir.

Bu nedenle güncel yargı uygulamasında ortak velayet talepleri, soyut kabuller yerine somut olayın özellikleri dikkate alınarak incelenmektedir. Ortak velayetin çocuğun yararına hizmet edip etmediği, her dava bakımından ayrı değerlendirilir.


Ortak Velayet Hangi Durumlarda Mümkün Olabilir?

Türk hukukunda ortak velayet kararı verilebilmesi için kanunda sayılmış kesin şartlar bulunmamakla birlikte, uygulamada bazı ölçütler öne çıkmaktadır.

Mahkeme özellikle şu hususları değerlendirir:

  • Anne ve babanın çocukla ilgili temel konularda iletişim kurabilmesi,
  • Çocuğun eğitim, sağlık ve gelişimine ilişkin ortak karar alabilecek düzeyde iş birliği yapabilmeleri,
  • Ebeveynler arasındaki uyuşmazlıkların çocuğu olumsuz etkileyecek boyutta olmaması,
  • Çocuğun her iki ebeveyniyle güvenli ve sağlıklı ilişki kurabilmesi,
  • Ortak velayet düzenlemesinin çocuğun üstün yararına uygun olması.

Buna karşılık ebeveynler arasında sürekli çatışma bulunması, iletişimin tamamen kopmuş olması, şiddet, istismar veya çocuğun güvenliğini tehlikeye sokabilecek başka olguların varlığı hâlinde ortak velayet çocuğun üstün yararına uygun görülmeyebilir.

Bu nedenle ortak velayet, anne ve babanın ortak talepte bulunmasıyla kendiliğinden kabul edilen bir kurum değildir. Nihai değerlendirme her zaman aile mahkemesi tarafından yapılır.


Sonuç

Türk hukukunda ortak velayet, geçmişte benimsenen yaklaşımın aksine günümüzde belirli koşullar altında uygulanabilen bir velayet modelidir. Bununla birlikte ortak velayet, boşanan her anne ve baba bakımından otomatik olarak uygulanacak bir sistem değildir.

Aile mahkemesi, ortak velayet talebini değerlendirirken Türk Medeni Kanunu hükümlerini, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 18. maddesini, Anayasa’nın ilgili hükümlerini ve yüksek yargı içtihatlarını birlikte dikkate alır. Ancak tüm bu değerlendirmelerin merkezinde yer alan temel ilke değişmemektedir: Çocuğun üstün yararı.

Dolayısıyla ortak velayet kararı verilip verilmeyeceği, ebeveynlerin taleplerinden ziyade çocuğun güvenliği, gelişimi, istikrarı ve her iki ebeveyniyle sağlıklı ilişki kurabilme imkânı esas alınarak belirlenir. Her dava kendi somut koşulları içinde değerlendirilir ve ortak velayet ancak çocuğun üstün yararına hizmet ettiği ölçüde kabul edilir.


Sık Sorulan Sorular (SSS)

Ortak velayet nedir?

Ortak velayet, anne ve babanın çocuk üzerindeki velayet hak ve yükümlülüklerini birlikte kullanmasıdır. Bu modelde çocuğun eğitimi, sağlığı, yerleşim yeri ve geleceğini ilgilendiren önemli kararlar ebeveynler tarafından ortaklaşa alınır.


Türk hukukunda ortak velayet mümkün müdür?

Evet. Güncel yargı uygulaması çerçevesinde ortak velayet belirli koşullar altında mümkündür. Ancak her olayda mahkeme, çocuğun üstün yararını esas alarak değerlendirme yapar ve ortak velayete otomatik olarak karar verilmez.


Türk Medeni Kanunu’nda ortak velayet düzenlenmiş midir?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sonrası ortak velayeti açıkça düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte, ortak velayeti yasaklayan açık bir hüküm de yoktur. Güncel uygulamada mahkemeler, uluslararası sözleşmeler ve yüksek yargı içtihatlarını da dikkate alarak değerlendirme yapmaktadır.


Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 18. maddesi ortak velayeti zorunlu kılar mı?

Hayır. Sözleşmenin 18. maddesi, anne ve babanın çocuğun yetiştirilmesi ve gelişiminden ortak sorumluluğa sahip olduğunu düzenler. Ancak boşanma sonrasında her durumda ortak velayet uygulanmasını zorunlu kılmaz.


Mahkeme ortak velayet kararı verirken hangi kriterleri değerlendirir?

Mahkeme; ebeveynlerin iletişim kurabilme becerilerini, ortak karar alabilme yeteneklerini, çocuğun ihtiyaçlarını, sosyal ve psikolojik durumunu, uzman raporlarını ve en önemlisi çocuğun üstün yararını birlikte değerlendirir.


Anne ve babanın ortak velayet istemesi tek başına yeterli midir?

Hayır. Tarafların ortak talepte bulunması önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Mahkeme, ortak velayetin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını ayrıca değerlendirir.


Ortak velayet ile çocuğun dönüşümlü olarak iki evde yaşaması aynı şey midir?

Hayır. Ortak velayet, velayet hakkının birlikte kullanılmasını ifade eder. Çocuğun dönüşümlü olarak iki evde yaşaması ise ayrı bir yaşam düzenidir ve her ortak velayet kararında uygulanması gerekmez.


Ebeveynler arasında sürekli anlaşmazlık varsa ortak velayet mümkün olur mu?

Her somut olay farklı değerlendirilmekle birlikte, ebeveynler arasında sürekli ve yoğun çatışma bulunması veya iletişimin tamamen kopmuş olması ortak velayetin uygulanmasını güçleştirebilir. Mahkeme bu durumda çocuğun üstün yararını esas alarak karar verir.


Ortak velayet kararı verildikten sonra değiştirilebilir mi?

Evet. Çocuğun üstün yararını etkileyen önemli değişikliklerin ortaya çıkması hâlinde ortak velayet kararının değiştirilmesi talep edilebilir. Mahkeme, yeni koşulları değerlendirerek karar verir.


Ortak velayet nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı?

Hayır. Ortak velayet kararı verilmesi, iştirak nafakası veya diğer mali yükümlülükleri kendiliğinden sona erdirmez. Nafaka konusu, çocuğun ihtiyaçları ve tarafların ekonomik durumları dikkate alınarak ayrıca değerlendirilir.


Ortak velayet her boşanma davasında uygulanabilir mi?

Hayır. Ortak velayet, her boşanma davasında uygulanacak genel bir kural değildir. Mahkeme, her somut olayda çocuğun üstün yararını esas alarak ortak velayetin uygun olup olmadığına karar verir.


Ortak velayette çocuğun üstün yararı neden önemlidir?

Türk aile hukukunda velayetle ilgili tüm kararların temelini çocuğun üstün yararı ilkesi oluşturur. Ortak velayet ancak çocuğun güvenliği, gelişimi, eğitimi ve psikolojik sağlığı açısından en uygun çözüm olduğu durumlarda kabul edilir.


Katkıları için “https://www.babac-der.org.tr” teşekkür ederiz.


Önemli Not: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayların özellikleri farklılık gösterebileceğinden, burada yer alan açıklamalar hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Velayet ve aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda hak kaybı yaşamamak için somut olayınıza uygun hukuki değerlendirme almanız önemlidir.

Ayrıca “VELAYET DAVALARI REHBERİ (2026) Velayet Nedir? Çocuğun Üstün Yararı İlkesi ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” ve “2- Velayet Davasında Mahkeme Hangi Kriterlere Göre Karar Verir?” Başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Yorum Ekle

İstanbul ve çevresinde avukatlık hizmeti sunuyoruz. Danışmanlık, idari, ticari, ceza gibi alanlarda hukuki danışmanlık süreçlerinde uzmanlık ve deneyimimizle haklarınızı güvenle korur, hızlı çözümler sunarız.

İletişim

Bizi Takip Et

Call Now Button